“Bir acı kahveni içmeye geldim” cümlesini artık duyamıyoruz çünkü ‘acı kahve’ tanımlaması “acelem var, çabuk yap kahveyi, içeyim, gideyim” anlamına gelmektedir. Bir önceki yazımızda da bahsedildiği gibi “üçüncü mekân” olarak tanımlanan yerler, aslında büyük kahve zinciri firmaların Türkiye’ye girmesiyle başladı. Türk Kültüründe daha öncesinde olmayan ve bir anda bu kadar popüler olan bu kahvecilerin sırrı nedir?

Bu markalara bu kadar bağlanmamızdaki sır kesinlikle internet. Bizim (U.CAN.BE Digital olarak) yaptığımız gibi bir şeyleri dijitale taşımak. Kahve zincirleri de kahveyi dijitale taşıdılar. Aslında kurduğumuz “Sabahları 1 bardak double espresso shot içmeden ayılamıyorum” cümlesinin de sebebi internet. Eskiden bir kahvenin 40 yıl hatrı vardı, şimdi ise 40 saatlik internet hatrı var. Şu anda kahveyi mümkün olduğunca yavaş, interneti ise bir o kadar hızlı tüketmek istiyoruz. İnterneti tüketirken de farkında olmadan kahve bağımlısı oluyoruz. Toplumumuz tarafından bilinen bir hikâye vardır. Hikâye şöyle;

1989 yılı… Türkiye ilk defa pizza dükkanlarıyla tanışır. Türkiye’ye birkaç dükkân açarak pazarın nabzını yoklayan ünlü marka aldığı sonuçla şoka girer. Bekledikleri gibi olmaz. Boğazına düşkün olduğu için pizzayı seveceğini düşündükleri Türk tüketicisi, pizzayı sevmez.Dükkanlar kapatılır.Geri dönülür.
“1991 yılı. Murakami-Wolf-Swenson Productions’ın ürettiği Ninja Kaplumbağalar çizgi film dünyada büyük ilgi görür.Yapımcı şirket Türkiye’deki bir özel kanala bu çizgi filmi teklif eder. Kanal şaşkındır, fiyat gerçekten olması gerekenin %10’udur. Adeta kapandaki peynir gibi duran bu teklifi kaçırmaz özel kanal.Yayınlanmaya başlar. Ninja Kaplumbağalar Türkiye’de de çok tutulur.Oyuncakları, rozetleri, kartpostalları, defterleri ve kitap kapları ile müthiş bir pazarlama da beraberinde gelir.
Birden çocukların pizza isteklerinde inanılmaz bir patlama yaşanır. Anneler ise pizza yapmayı bilmezler ve bu bilinmezlik sayesinde Türkiye’de pizza şirketlerinin devri başlar.”

Üstteki hikâyedeki “kapandaki peynir” günümüzde internet adını kullanıyor. Kahve zincirlerini; toplantılarımızı ve iş görüşmelerimizi yaptığımız, görüntülü konuşmalarımızı gerçekleştirdiğimiz, fikir alışverişi yaptığımız bir yer haline getirdik ve bunun karşılığında beklentimiz internet. Aslında bize verilen internet ile birlikte içilen kahve sayısı ölçüldüğünde 1 kişi bir ayda internet faturasının %100’ünden fazlasını karşılıyor.

Fikrimizce, yakında dijital kahve çağı başlayacak ve bu da 5.nesil kahve olarak geçecek. Vücuda alınması gereken kafein miktarı da mağaza interneti hesaplarında toplanacak ve internetimizi kapadığımız zaman mağaza çalışanları tarafından vücudumuza yüklenecek.

 

 

 

 

 

hebe